Yaşlanmak Bilmez Adamın Şarkısı

Biz şair olmak payesine çok erken kavuştuk.
Adamın biri arıyor. Siz şair Mustafa Akar mısınız? Ne demeli... Evet diyorum, ben Mustafa. Oysa eskiden bunu kendi kendime söylerken bile utanırdım. Yaşıtım bir şair mail gönderiyor, ‘şu şiirini çok sevdim, sen iyi bir şairsin...’ Ne demeli, eyvallah kardeşim sağol mu demeli. Genelde bir şey diyemiyorum. Şair olmanın, şiir yazmanın haricinde başka birtakım ihtilaçlarla olabileceğinin bilincindeyim.
Büyük şair, efsane şair dönemi kapandı. Yahut bir-iki şairle son demini yaşıyor. Artık şiir yazanlar dar bir çevrenin içinde gezinip duruyorlar. Böyleyken, yine de bazı yayınevleri şu sıralar şiire önem veriyorlar. Bu önemin maddiyatla açıklanamayacağını da bilmek lazım. Üç forma şiir kitabı, çok çok 500 basarlar ilk baskısında. Şiir kitabı için yeter de artar. İkinci baskısını yaparsa ne ala. Yayınevi anca masrafını kurtarır. Müellifine de telif yerine 50 kitap verilir. En iyi niyetli yorumla diyebilirim ki olup olacağı da bu haliyle zaten ‘evla’dır.
Eski şair imajında ‘veli’ gibi ‘âlim’ gibi bir yan da vardı. Şiir-şuur kelimesi zaten bu milletin genlerinde altın bir sayfada korunur. Yeni şair, yeni insanın bir kolu, timsali. Ben, bizzat kendim de bu yeni şair tanımlamasının ne yazık ki içindeyim. Hayır, değilim desem yalan konuşmuş olurum.
İtibar dördüncü sayıya ulaştı. İki yıldır arkadaşlarla her buluşmada bu konuyu konuşur olmuştuk. Bir dergi çıkartalım tamam da bu sefer gerçekten ileriye dönük olsun. Artık eskide kalmış bazı alışkanlıkları tazelesin. Sadece şiir de yayımlamasın, aynı zamanda bir vefa müessesesi olsun, dedik.
Derginin ilk sayısı çıktığı gün, en az yirmi kişi aradı. Kimisi iyi dileklerini iletti. Kimisi ‘çekinik’ kaldı.
Şurada burada garip yorumlar da çıktı. İtibar dergisi tutmayacak dedi biri mesela. Neden dedi, niye dedi bilmiyorum. Elbet vardır bir bildiği dedim ve ne ben ne de dergiden herhangi biri cevap verdi. Eh, gerek de yok zaten böyle şeylere. Çünkü yeni çıkan bir dergiye böyle bir yaklaşım karşısında bir şey diyemezsiniz. Susarsınız. Ortada bir iş varsa ‘hayırlı olsun’u beklemek doğal hakkınızdır. Neyse, geçelim bu müfsit yorumları.
Yaşıtım hangi şairle tanışsam derin bir hayal kırıklığı, hangisiyle konuşmayı biraz sürdürsem, ondan daha derin bir efkâr. Şiire bu kadar bağlanmak, hayat memat meselesi yapmak tamam da idealist bir çizgide hayatın vazgeçilmezi kılmak, sanırım hastalıklı tipler çıkarıyor ortaya. Yahut bu adamların şiir haricinde yapacağı bir şey de yok.
Öte yandan bundan memnunum da. Şairlerin en normalinden en delisine kadar, dünya kıtasının insanlığına rücu etmesine yardım edecek cevheri taşıdıklarını biliyorum. Biliyorum da onların büyük kısmı bundan habersizler. Şairler hakkı teslim edilmemiş yasa koyucularıdır diyor adamın biri. Ne kadar haklıdır bilmiyorum. Eski şairler biraz öylelerdi. En yakınımdakilere bakıyorum. Mesela İbrahim Tenekeci’ye. Şehrin içinde bir bilge gibi dolaşıyor, bir eski zaman habercisi gibi. Dergi için hepimizden sıkı çalışıyor. En gencimiz o aslında. Bu darmadağın konuyu eğip bükmeden, net olarak şunu da derim ki, şiir genç işidir biraz da, genç kalmak işidir. Sıklet meselesidir biraz. Kimi erkenden yaşlanır, kimi de yaşlanmak bilmez. Bu yüzden uzun yollar seni çekiyorsa şiir yazabilirsin. Karı dinmeyen dağlar vardır, bilir misin, bilirsin elbet, işte o yüzden şiir yazabilirsin. Pek çok neden var. Bozkırda yalnız geçirdiğim gecelerin sabaha kıvrıldığı dakikalarında, ovanın en ıssız köşesinden birden yılkı atları sökün eder gibi olmuştu. O zaman bu şarkının melodisini, sözlerini düşünmüş, şarkının melankolik havasına rağmen iyi olmuştum birden, bir iki dize yazmıştım. İşte o şarkı yaşlanmak bilmez bir adamın şarkısı, şiiri. Diğer bir kıtadan. Diğer bir şehrin ‘kaçık âlim’lerinden...

Leonard Cohen - Everybody Knows [clipnabber.com] ile daultana

Everybody Knows (Herkes Biliyor)


Herkes biliyor zarların civalı olduğunu 
Atarken parmaklarını birleştiriyor herkes 
Savaş bitti, herkes biliyor bunu 
İyi oğlanlar yenildi, herkes biliyor bunu 
Herkes biliyor, zaten dövüş hileliydi 
Fakirler fakir kalır, zenginler daha da semizler. İşler böyle gider 
Herkes bilir bunu 

Teknenin su aldığını herkes biliyor 
Herkes biliyor, kaptan yalan söyledi 
Herkeste bu kırıklık var 
Babaları yahut da köpekleri ölmüşçesine 
Herkes ceplerine konuşuyor 
Herkes bir kutu çikolata istiyor ya da uzun saplı bir gül 
Herkes biliyor 

Beni sevdiğini, bebeğim, herkes biliyor 
Herkes biliyor sahiden de sevdiğini 
Biliyor herkes bana sadık kaldığını, bir kaç geceyi saymazsak 
İhtiyatlıydın, herkes biliyor bunu 
Ama karşılarına elbisesiz çıkmak zorunda kaldığın bir sürü insan vardı 
Ve herkes biliyor 

Ve herkes biliyor ki, ya şimdi ya da hiç 
Ya benim ya sensin, herkes biliyor 
Bir ya da iki çizgi çektiğinde sonsuza kadar yaşayacağını da biliyor herkes 
Yaşlı Zenci Joe senin kurdele ve kolyelerin için hala pamuk topluyor 
Ve herkes biliyor 

Vebanın yaklaştığını herkes biliyor 
Bayağı hızlı ilerliyor, herkes biliyor 
Herkes biliyor ki çıplak bir erkek ve de kadın --- 
Sadece başbelalarının parlak bir kalıtı 
Mekan ölü, herkes biliyor 
Ama bundan böyle yatağının üzerinde bir ölçüm olacak 
Ve bu da zaten herkesin bildiğini ifşa edecek 

Ve başının belada olduğunu da herkes biliyor 
Herkes biliyor nelerden geçtiğini de 
Calvary'nin tepesindeki kanlı haçtan Malibu'nun sahiline kadar 
Bu kutsal yüreğe patlamadan önce son bir kez daha bak 
Ve herkes biliyor

Leonard Cohen

0 yorum: