Yeni Bir Hayat Hayal Et Oyunu

Bu yaz gidiyoruz dedim telefonda. Sen gelmezsen ben de gitmem bak. Yeni bir hayat hayal et oyunu oynayacağız. Sen olmazsan kimse ilk ben başlarım demiyor...

Ben gelmesem dedi önce. Neden dedim. Artık sevmiyorum orayı, yeni sokakları kendimin yapamıyorum. Eskiden ne iyiydik ne güzel ne sıcaktık… demek istemiyorum. Bırak evvelki haliyle kalsın bende.

Ama dedim. Sen gelmezsen biz o eksiği tamamlayamayız ki. Tamam, sana katılıyorum. Hiçbir şey eskisi gibi değil, ne sen ne ben... On yıl önceki halim, senin on yıl önceki... Düşünsene o sokakta kaç yıl önce fotoğraf çektirmişim, geçen birinin profilinde rastladım, aynı sokakta, aynı yerde... O sokak bile değişmiş. Yani bu zaten doğal bir süreç değil mi?

Bir sessizlik oldu önce. Kısa bir nefes alış veriş...

Evet öyledir. Niyeyse ben o şehri kendi evim gibi görüyordum. Biz yeryüzünün çocukları olarak orada rahattık. Haytaydık, mutsuzduk belki biraz, herkeste vardır o kadar efkâr derdik hatırlasana. Şimdi kendi kendini inkâr eden bir şehri ben neden kendimin kılmaya çalışayım ki?

Tamam, kendinin kılmaya çalışma, bırak kalsın öyle. Bu halini kabul etmek zorunda değilsin ki dedim. Sadece biz oradayken ‘biz’ oluyoruz. Çevremize bir duvar örmüş gibi yaparız...

Hayır, duvarlardan nefret ediyorum. Bir sokakta bir ay geçireceksem, manavıyla, bakkalıyla, fırıncısıyla arkadaş olabilmeliyim. Sokağın hayvanlarına kadar her ayrıntısını tanımalıyım. Hatırlasana, bana yeni bir hayat hayal et oyunundan önce, bana yeni bir sokak hayal et oyununu oynardık. Sen, gözlerin kapalı bu sokağı bana her ayrıntısıyla anlatabilir misin demiştin de, ben sana gece inince incirli duvarın dibinden sökün eden akrebe kadar her şeyini anlatmıştım hani.

Çevrendeki her şeye bu kadar sıcacık yaklaşırken neden bir arabada yaşıyorsun ki, artık bir yere yerleşmelisin...

Evet, evet bunu ben de istiyorum. Gel gör ki yerleşmek istediğim her yer hatırasız geliyor bana. Sanki yüzyıl yaşamışım öyle çok anım var diyen şairi çok iyi anlıyorum. Yeni bir hayat hayal et oyununu o yüzden çok seviyorum. Gerçek olunca, o duvardan sökün eden akrep olmayacak çünkü, sen olmayacaksın mesela, onların hiçbiri olmayacak, hepinizin işi olacak, başka sefere diyeceksiniz.

Sen bunları deyince ben susuyorum. Diyecek başka bir şey bırakmıyorsun bana. Keşke dünyayı yalın bir halde sevebilseydin. O şehri, sokağı, duvar dibini...

Sana bir hikâye anlatayım. Bize dair bir şey. Sonra kaparsın telefonu. Balıkçılar yengeçleri yakaladıklarında kumsalda bir çukur açarlar ve yengeçleri o çukurun içine atarlar. Yengeçler de öyle hayvanlardır ki, bir değil birkaç tane olduklarında o çukurdan kaçmaya yeltenenleri aşağıya çekerler. Ve en az birisi kaçmaya yeltenip aşağıya çekilmiştir.

Sonra oturup o çukurda kendine yeni bir hayat hayal et oyunu oynarlar diyorsun yani.

Evet. Kusura kalmayın gelmeyeceğim ben. Yeni bir hayat hayal etmek istemiyorum. Ben kendi çukurumda yalnız bir yengeç olarak anılmak istiyorum.

Kısa bir telefon sesi, sonra...

0 yorum: